Uluslararası yasa dışı forex dolandırıcılığına yönelik düzenlenen operasyona ilişkin İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız açıklama yaptı. Yıldız "Ulusal ve uluslararası düzeyde suç ve suçlara müsamaha yok. Suça geçit yok. İnterpol yetkililerine ve görev alan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. Organizasyonun İsrail vatandaşı kişiler tarafından yönetildiği ortaya çıktı.
İçişleri Bakanlığı ve Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığının öncülüğünde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İnterpol-Europol Daire Başkanlığı'nın katkılarıyla İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yürütülen çalışmada, sahte çağrı merkezleri üzerinden dünya genelinde binlerce kişiyi forex ve kripto para vaadiyle dolandırdığı belirlenen uluslararası bir şebekeye yönelik operasyon düzenlendi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2026 yılında yürüttüğü 4 ayrı soruşturma dosyasının birleştirilmesiyle ortaya çıkan çalışmada, sanal medya üzerinden forex ve kripto yatırım reklamları yayınlayan bazı çağrı merkezi şirketlerinin, sisteme kişisel bilgilerini kaydeden yabancı uyruklu kişileri yüksek kazanç vaadiyle dolandırdığı tespit edildi. Yapılan incelemede yöntemin tekil şirketler değil, çok daha büyük ve organize bir yapı tarafından yürütüldüğü anlaşıldı. Bunun üzerine şüpheliler hakkında "bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının aracı olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık", "Sermaye Piyasası Kurulu Kanunu'na muhalefet", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "örgüte üye olma" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlarından soruşturma başlatıldı.
İSRAİLLİ BARONLARIN YÖNETTİĞİ ÖRGÜT
Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve MİT Başkanlığının ortak çalışmaları sonucunda, organizasyonun İsrail vatandaşı kişiler tarafından yönetildiği ortaya çıktı. Çalışmaların devamında, İsrailli şebeke önce farklı ülkelerde operasyondan sorumlu isimleri belirlediği, ardından bu kişiler hedef ülkeler dışında paravan çağrı merkezleri kurarak dolandırıcılık faaliyetlerini yürüttüğü belirlendi.
25 ŞİRKETE BAĞLI 40 ÇAĞRI MERKEZİNE OPERASYON
Yürütülen çalışmalar sonucunda, İstanbul’da faaliyet gösteren 25 şirkete bağlı 40 çağrı merkezi ve finans ofisi ile bu yapıları yöneten şüpheliler tespit edildi. Çağrı merkezlerinde çok sayıda yerli ve yabancı uyruklu kişinin çalıştığı belirlendi. 18 Eylül tarihinde, suç faaliyetlerinin aydınlatılması ve delillerin toplanması amacıyla, mesai saatinin başlamasıyla birlikte çağrı merkezlerine ve finans ofislerine yönelik İstanbul’da 174 şüpheli şahıs yakalanarak gözaltına alındı.
1,5 MİLYAR LİRALIK MAL VARLIĞINA EL KONULDU
Operasyon neticesinde, suçtan elde edildiği değerlendirilen 1,5 milyar TL değerindeki mal varlığına, 80 araca ve 12 mülke el konuldu; banka, kripto varlık ve şirket hesaplarına bloke işlemi uygulandı. Firari şüpheliler için yakalama çalışmalarının sürdüğü, konuyla ilgili tahkikat işlemlerinin devam ettiği bildirildi.
‘ULUSAL VE ULUSLARARASI DÜZEYDE SUÇ VE SUÇLARA MÜSAMAHA YOK’
Düzenlenen operasyonla ilgili açıklamada bulunan İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, “Sayın İçişleri Bakanımızın öncülüğünde Interpol Genel Sekreterliği'yle yürütülen işbirliği kapsamında MİT Başkanlığımız, Siber Suçlar, İnterpol Daire Başkanlıklarımızın katkılarıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinesinde Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğümüz, ulusal ve uluslararası düzeydeki dolandırıcılık suçlarına yönelik yaptığı operasyonda 174 şahıs gözaltına alınmıştır. Halen finans ofisi ve çağrı merkezi gibi yerlerde arama ve el kovma işlemleri devam etmektedir. Ulusal ve uluslararası düzeyde suç ve suçlara müsamaha yok. Suça geçit yok. Buradan bize destek olan İstanbul'umuza misafir ettiğimiz katılımcı katkılarıyla destek olan İnterpol yetkililerine ve görev alan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. İyi çalışmalar diliyorum.” İfadelerini kullandı.
PARAVAN ŞİRKET VE ÇAĞRI MERKEZLERİ KURULDU
İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyonun detayları ortaya çıktı. Adli kaynaklardan edinilen bilgiye göre; şebekenin çalışma sistemi, İsrailli dolandırıcılık baronlarının farklı ülkelerde operasyondan sorumlu olacak kişiyi belirlemesiyle başlıyor. Bu kişi şirket kurulumu, abonelik işlemleri, insan kaynakları yönetimi ve muhasebe süreçlerini planlıyor, ardından faaliyet alanıyla ilgisiz ve çoğunlukla yabancı bir kişi adına paravan çağrı merkezi şirketi kuruluyor. Özellikle plazalarda kiralanan ofislerin çağrı merkezi olarak düzenlendiği belirtildi.
ÇALIŞANLARA KOD AD VE KURGU HAYAT HİKAYESİ
Japoncadan Hintçeye, Fransızcadan İspanyolcaya kadar farklı dilleri bilen kişilerin, ‘conversion agent’ ve ‘retention agent’ unvanlarıyla işe alındığı, çalışanların bir haftalık eğitime tabi tutulduğu belirtildi. Her çalışana kod ad verildiği ve mağdurların güvenini kazanmak amacıyla ‘Oxford mezunu olmak’ gibi unsurların yer aldığı kurgulanmış hayat hikayeleri oluşturmalarının istendiği kaydedildi. Çalışanların hem telefon görüşmelerinde hem de şirket içerisinde bu kimlikleri kullandığı belirtildi.
YALAN MAKİNESİ TESTİ UYGULANDI
İşe alınacak kişilerin göreve başlamadan önce herhangi bir güvenlik birimiyle irtibatlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla yalan makinesi testine tabi tutulduğu, testi geçemeyenlerin işe başlatılmadığı belirtildi. Çalışanlara belirli aralıklarla yeniden test uygulandığı kaydedildi. Ofislere telefon sokulmasına izin verilmediği, farklı kişilerin seslerinin duyulmasını engellemek amacıyla sürekli yüksek sesli müzik çalındığı ve İbranice konuşmanın yasak olduğu belirtildi. Şirket çalışanı olmayan kişilerin temizlik amacıyla dahi ofislere alınmadığı kaydedildi.
MAĞDURLAR YEREL NUMARALARDAN ARANDI
Şebekenin kullandığı sistemle mağdurların, bulundukları ülkelere ait yerel telefon numaralarından arandığı belirtildi. Aranan kişilere şirketin gerçek unvanı yerine, para karşılığında düzmece lisans temin edilen yatırım platformlarının isimlerinin verildiği; şikayetlerin artması halinde başka bir platforma geçildiği kaydedildi. Ofis adresleri ile şirket unvanlarının da deşifre olmamak amacıyla belirli aralıklarla değiştirildiği belirtildi.
SAHTE KAZANÇ GÖRÜNTÜLERİYLE GÜVEN KAZANMIŞLAR
Mağdurları yatırım yapmaya ikna eden çalışanların daha sonra kişileri, mümkün olan en yüksek miktarda para yatırmalarını sağlamaktan sorumlu çalışanlara devrettiği belirtildi. Mağdurların sisteme daha fazla para yatırması için yatırımlarının değer kazandığına ilişkin sahte görüntüler oluşturulduğu, güvenlerini kazanmak amacıyla ilk aşamada hesaplarındaki paranın bir bölümünü çekmelerine izin verildiği kaydedildi. Mağdurdan alınabilecek paranın belirlenen seviyeye ulaşmasının ardından para çekilmesine izin verilmediği, hesabın zarar etmiş veya eksi bakiyeye düşmüş gibi gösterildiği belirtildi. Mağdurların daha fazla ödeme yapmamaları halinde haklarında suç duyurusunda bulunulacağı yönünde tehdit edildiği kaydedildi. Sistem üzerinden farklı finansal varlıklara kaldıraçlı yatırım yapıldığı izlenimi oluşturulmasına rağmen gerçekte herhangi bir alım-satım işleminin gerçekleştirilmediği belirtildi.
İSRAİL VATANDAŞLARININ HEDEF ALINMAMASI TALİMATI
Şebekenin uyguladığı kurallardan birinin İsrail vatandaşlarının dolandırılmaması olduğu belirtildi. İsrailli dolandırıcılık baronlarının, yönettikleri şebekelere İsrail vatandaşlarının hedef alınmaması yönünde talimat verdiği; Avrupa, Asya ve Afrika’daki diğer ülke vatandaşlarının ise hedef alındığı kaydedildi. Şebekenin faaliyetlerinden elde edilen milyarlarca dolarlık suç gelirinin kripto piyasaları ve soğuk cüzdanlar üzerinden İsrail’e aktarıldığı ifade edildi.


