
CHP'nin 25 Temmuz'daki üye katılım törenine "yüzlerce figüranın para karşılığında taşındığı" iddiaları Türkiye gündemine oturdu. Siyaset gündeminin en çok konuşulan konuları arasında yer alan iddialar, gazeteciler ve siyasetçileri de karşı karşıya getirdi.
UĞUR DÜNDAR'DAN 'FİGÜRAN' PAYLAŞIMI
Gazeteci Uğur Dündar, sosyal medya hesabından "Figüranlı CHP toplantısı" haberini konu alan bir paylaşımda bulundu. Paylaşımında CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin ve cast ajansının açıklamalarına da yer veren Uğur Dündar, haberi "Doğruluğu belgeler ve itiraflarla kanıtlanmış" ifadeleriyle servis etti.
GÜRSEL TEKİN'DEN SUÇ DUYURUSU
Gürsel Tekin ise 'doğruluğu kanıtlanmış' ifadeleri nedeniyle paylaşımı yargıya taşıdı. Tekin'in, Uğur Dündar hakkında suç duyurusunda bulunduğu öğrenildi.
"BEN DE SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIM"
İki isim arasında başlayan 'figüran' gerilimi, sosyal medya üzerinden devam etti. Hakkında suç duyurusunda bulunulduğu haberini öğrenen Uğur Dündar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, kendisinin de Gürsel Tekin hakkında suç duyurusunda bulunacağını bildirdi.
Dündar'ın açıklamaları şöyle;
"60 yıla yaklaşan gazetecilik hayatımda bunu da gördüm!
Doğruluğu belgeler ve itiraflarla kanıtlanmış "Figüranlı CHP toplantısı" haberini konu alan -Kayyım Gürsel Tekin ve cast ajansının açıklamalarına da yorumsuz yer verdiğim- X paylaşımım nedeniyle Kayyım, hakkımda suç duyurusunda bulunmuş.
Hakikaten siyaset ve basın tarihine geçecek ibretlik ve trajikomik bir durum.
Bu arada gazetecileri hedef gösteren Tekin hakkında, ben de suç duyurusunda bulunacağım."
"GAZETECİLİK DEĞİL PEŞİN HÜKÜMDÜR"
Uğur Dündar'ın paylaşımını sosyal medya hesabı üzerinden alıntılayan Gürsel Tekin, o ifadelere yanıt verdi. Tekin'in cevabı şöyle;
"Sayın Uğur Dündar,
Yaklaşık 60 yıllık gazetecilik birikiminize bugüne kadar saygı duyduk, bugün de duyuyoruz. Ancak tam da bu nedenle size şu soruyu sormak zorundayım:
Bir gazeteci, doğruluğu henüz kesinleşmemiş iddiaları “kanıtlanmış gerçek” gibi sunabilir mi? Gazetecilik; iddiayı mutlak doğru ilan etmek değil, tüm tarafları dinleyerek gerçeğin peşine düşmektir.
“Yorumsuz paylaştım” demek, gazetecinin doğrulama ve karşı tarafa söz hakkı verme sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Çünkü bazen yorumdan daha etkili olan şey, hangi bilginin seçildiği ve hangisinin görmezden gelindiğidir.
Bu olayın doğrudan tarafı biziz. Herkese ulaştığınız gibi bize de ulaşabilirdiniz. Bir telefon açıp, “Anlatılanlar doğru mu? Elinizde ne var?” diye sorabilirdiniz. O zaman yalnızca bir tarafın beyanını değil, gerçeğin tamamını dinlemiş olurdunuz.
Bugün “belgeler ve itiraflar” diyorsunuz. Oysa ortada yargı süreci devam eden iddialar var. Gazetecilik, mahkemenin yerine geçip hüküm kurmak değildir.
Bizim itirazımız eleştiriye değil; tek taraflı bir algının, gazetecilik kisvesi altında kamuoyuna gerçekmiş gibi sunulmasınadır.
İnanıyorum ki 60 yıllık meslek hayatının en önemli ilkelerinden biri de şudur: Karşı tarafı dinlemeden verilen hüküm, gazetecilik değil peşin hükümdür.
Keşke bize de ulaşsaydınız. O zaman bugün “yalın gazetecilik” diye savunduğunuz yaklaşımın, yarın büyük bir gazetecilik tartışmasına dönüşmesine gerek kalmazdı."
"CEVAP VERMEYİ ZÜL TELAKKİ EDERİM"
Uğur Dündar, Gürsel Tekin'in açıklamalarına bir kez daha yanıt verdi. Dündar, "Bana 60 yıllık mesleğimi nasıl yapmam gerektiğini buyuran (!) size cevap vermeyi zül telâkki (utanç verici) ederim." ifadelerini kullandı.


