
Piyasalarda yaşanan nakit sıkışıklığı ve şirketlerin mali tablolarındaki bozulmalar, bankacılık sektöründe hareketli günlerin yaşanmasına neden oluyor. Kredilerinin anapara veya faiz ödemelerini geciktiren ancak henüz 90 günlük yasal takip süresini doldurmamış olan kişi ve firmalar için bankalar adeta zamanla yarışıyor. Bankalar, riskli gruptaki müşterilerinin tamamen batık duruma düşmesini önlemek amacıyla erken uyarı sistemlerini devreye alarak peş peşe bildirimler göndermeye başladı.
Bankalar ve Borçlular Masada
Kredi geri ödemelerinde aksama yaşayan borçluların yasal takibe girerek sistem dışına itilmesini istemeyen bankalar, çözümü karşılıklı müzakerelerde buluyor. Finans kuruluşları ile kredi borçlusu şirketlerin ve bireylerin bir araya geldiği kritik toplantıların sayısı her geçen gün artıyor. Bu yoğun mesai harcanan görüşmelerde, borçların ödenebilir seviyelere çekilmesi amacıyla şu adımlar öne çıkıyor:
Kredi borçlarının mevcut nakit akışına uygun olarak yeniden yapılandırılması
Firmaların nefes almasını sağlayacak daha uzun vadeli yeni itfa planlarının hazırlanması
Finansal esneklik sağlamak amacıyla faiz oranlarında ve ödeme dönemlerinde esnekliğe gidilmesi
Erken Müdahale ile Batık Kredilerin Önüne Geçilmesi Hedefleniyor
Sektör temsilcileri, bankaların borçlulara yönelik bu esnek ve yapıcı tutumunun arkasında takipli alacak oranlarını dengede tutma stratejisinin yattığını belirtiyor. Henüz yasal takip süreci başlamadan yapılan bu hamleler, hem şirketlerin ticari hayatlarına devam edebilmelerini sağlıyor hem de bankaların bilançolarındaki donuk alacak riskini minimuma indiriyor. Önümüzdeki günlerde mali durumu hassas olan daha birçok firmanın bankalarla masaya oturması bekleniyor.


