19 yıllık sır perdesi: Hande Çinkitaş cinayeti nasıl çözüldü?
İstanbul Kadıköy'de 2001 yılında başına çekiçle vurularak ve boğazı kesilerek öldürülen 12 yaşındaki Hande Çinkitaş dosyası, 2020 yılında yeniden raftan indirilmiş, emniyetin titiz çalışması sonucunda faili meçhul cinayet yıllar sonra açıklığa kavuşturulmuştu. Peki babanın tutuklanmasıyla sonuçlanan dosya, 19 yıl sonra nasıl çözülmüştü? İşte o cinayetin çözümünde yürütülen çalışmanın ayrıntıları...

Kadıköy’de 2001 yılında başına çekiçle vurularak ve boğazı kesilerek öldürülen 12 yaşındaki Hande Çinkitaş’ın katili döneminde yapılan tüm çalışmalara rağmen bulunamadı. Faili meçhul olarak kayıtlara geçen dosya, 2020 yılında o dönemin gözü pek Asayiş Şube Cinayet Büro Amiri tarafından yeniden raftan indirildi.
Daha önce de raftan indirilen dosyada ilerleme yaşanmaması Amirin inancını kırmamıştı. Ekibiyle birlikte sessiz sedasız geceli gündüzlü dosya üzerinde çalışmıştı. Bu çalışmanın sonunda ortaya konan delillerin ardından savcılık baba Nezih Çinkitaş ve üvey anne hakkında gözaltı kararı vermişti. Gayrettepe’deki Asayiş Şube’nin meşhur merdivenlerinden Cinayet Büroya çıkarılan baba ve üvey anneyi zor bir sorgu bekliyordu. Çünkü Cinayet Büro Amiri ekibiyle birlikte geçmişte ihmal edilmiş bazı verilerin üzerine gitmiş ve babanın daha önce verdiği ifadelerdeki çelişkilerini yakalamıştı.

YARGITAY CEZAYI ONADI
Ortaya konulan delillere rağmen yerel mahkemenin beraat kararı dosya üzerinde çalışan herkesi şaşkına çevirmişti. Anne Handan Yılmazer’in itirazı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi beraati bozmuş ve babaya müebbet hapis cezası vermişti. İşte o dosya Yargıtay’a taşınmıştı. Dosyayı takip edenlerin merakla beklediği sonuç Yargıtay’dan geldi. Yargıtay babaya verilen müebbet cezayı onadı. Böylece olaydan 25 yıl sonra dosya verilen müebbet cezayla kapanmış oldu.
Peki bu günlere nasıl gelinmiş faili meçhul kalan dosya 19 yıl sonra nasıl çözülmüştü?
Ortaokul öğrencisi Hande Çinkitaş (12), 4 Ocak 2001’de İstanbul İçerenköy’deki evlerinde öldürüldü. Eve kapı zorlanmadan girilmişti. Hande Çinkitaş’ın başına çekiçle vurulup, boğazı bıçakla kesilmişti. 13 bıçak darbesi bulunan cesedi babası Nezih Çinkitaş buldu.
Polisler eve girdiğinde ceset holün sonundaki odada yerde uzanır vaziyetteydi. Olay yerinde biri kırık iki bıçak ve çekiç bulundu. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne Zafer Aktaş’ın getirilmesinin ardından Asayiş Şube Müdürlüğü’nde göreve başlayan ekip, faili meçhul dosyaları tozlu raflardan indirdi. Hande Çinkitaş dosyasını inceleyen ekibin ilk dikkatini çeken, baba ve üvey annenin tanık olarak ifadelerine başvurulmasıydı. İfadelerde babanın çelişkili bilgiler verdiğini gördüler.

HTS KAYITLARINDA SİNYAL ÇIKMADI
Polis, baba ve üvey annenin cep telefonu HTS kayıtlarını incelemeye aldı. Baba ifadelerine göre, olay günü evden çıktıktan sonra Küçükbakkalköy İcra Müdürlüğündeki bir arkadaşına gitmişti. Üvey anne ise çocuğunu hastaneye götürmüş, asker muayenesi olduğu için muayene ettirememiş, ameliyat olan kız kardeşinin evine gitmişti. HTS incelemesinde, babanın “Gittim” dediği yerlerden sinyal alınamadı. Telefonu ev ve işyeri yakınından sinyal veriyordu. Baldızını ve kızını telefonla aradığını söylemişti ama kayıtlarda çıkmadı.
BABA VE ÜVEY ANNE BİRBİRİNİ SUÇLADI
Nezih Çinkitaş, icra müdürlüğündeki arkadaşının adını da hatırlamadı. Üvey annenin gittiğini söylediği Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde asker muayenesi yapılmamıştı. Ameliyat olduğunu söylediği kız kardeşi ile ilgili hastane kaydına rastlanmadı. Gittiğini söylediği yerlerde, HTS kayıtlarında sinyal bulunamadı.
Asayiş Şube Cinayet Büro Amirliği ekipleri, bütün bu çelişkileri rapor haline getirdi. 2 aylık çalışmayla hazırlanan rapor savcılığa sunuldu. Savcılık raporu incelediğinde, baba ve üvey anne hakkında gözaltı kararı verdi. Emniyet’te baba 8 saat, üvey anne 5 saat sorgulandı. Bütün bu çelişkiler ve yeni tespitler önlerine konulduğunda, Nezih Çinkitaş, “Eşim kızımı hiç sevmezdi o yapmış olabilir”, Şehnaz Çinkitaş ise “Eşim yapmış olabilir, onu döverdi” diyerek suçu birbirlerinin üzerine attı. İkisi de tutuklandı.

ÇELİŞKİ 1: ANAHTAR
Baba Nezih Çinkitaş ilk ifadesinde anahtarı evde unuttuğunu, başka bir ifadesinde de evde masanın üstünde bıraktığını söylüyordu. Cinayet günü evde bulunamayan anahtarı, 10 gün sonra polis gözetiminde eve giren baba, cesedin bulunduğu odada bulmuştu. Polis, olay yeri fotoğraflarını inceledi. Anahtar masanın üzerinde de Hande’nin cesedinin bulunduğu odada da yoktu. Muhtemelen sonradan oraya konulmuştu.

ÇELİŞKİ 2: SARI BİDON
Nezih Çinkitaş ifadelerinde, cinayet günü apartmana girdiğinde altıncı kattaki okul arkadaşına kızını görüp görmediğini sorduğunu söylüyordu. Sonra da dairesine inince kapıyı aralık bulmuş. İçeri girip, son baktığı odada kızının cesedini görmüştü. Oysa komşusu Yunus Savaşkan, “Apartmana girerken elinde sarı bir bidon vardı. Doğrudan dairesine gitti ve kapıyı anahtarla açtı. Anahtarın sesini duydum” diyordu ifadesinde. O bidondan hiç söz etmemişti Nezih Çinkitaş. Sorunca da inkâr etti. Oysa olay yeri fotoğraflarında sarı bidon salonda koltuğun üzerinde duruyordu. Nezih Çinkitaş’a fotoğraf gösterildi. Yine inkâr etti. Polise göre, bidonda benzin vardı. Anahtar da baştan beri babadaydı.

ÇELİŞKİ 3: BIÇAK
Kırık bıçağın sapında daha önce babanın parmak izi çıkmıştı. Bu iz için baba, “Bıçağı cesedin yanında gördüm, sapından tutarak kenara koydum” demişti. Son incelemede bıçağın keskin yüzünde DNA çıktı. Babaya, ifadesi hatırlatılınca bu kez de “Ha evet keskin yüzünden de tuttum” diye yanıtladı.

Haber
Göç İdaresi’nden Ümit Özdağ’ın ‘Suriyeli rakamları çelişiyor’ sözlerine yanıt
Haber
Son anda kurtarıldılar! İşte o kurtarma operasyonu!
Haber
Bakan Gürlek rakam verdi! 31 ülkeden 197 iade