
Avrupa genelinde uzun süredir etkisini hissettiren sıcak hava dalgaları, devasa su kaynaklarının hızla tükenmesine yol açıyor. Resmi ölçümlere göre İngiltere sınırları içindeki Thames Nehri havzasının yüzde 95 gibi büyük bir bölümünde 1992 yılından bu yana kaydedilen en düşük temmuz debisi saptandı.
Benzer şekilde Almanya topraklarından geçen ve sanayinin atardamarı olan Ren Nehri sularının yüzde 85 oranındaki kısmında tarihi dip seviyeler ölçüldü. Bu tabloyu yüzde 65 ile Tuna Nehri, yüzde 40 ile İtalya tarımının kalbi Po Nehri ve yüzde 30 ile Fransa ve İsviçre topraklarını besleyen Rhone Nehri takip etti.
Lojistik ve Enerji Sistemleri Çöküş Riskiyle Karşı Karşıya
Suların çekilmesi sadece çevresel bir felaket değil, aynı zamanda kıta ülkeleri için devasa bir ekonomik kriz riski barındırıyor. Özellikle Almanya içlerinde kömür ve kimyasal madde taşımacılığının ana rotası olan Ren Nehri üzerindeki lojistik faaliyetler, su seviyesinin kargo gemilerinin geçişine izin vermeyecek kadar azalmasıyla durma noktasına yaklaştı.
Diğer yandan Fransa topraklarındaki Rhone Nehri sularının aşırı ısınması ve miktarının düşmesi, bölgedeki nükleer santrallerin reaktör soğutma sistemlerini zorlayarak elektrik üretiminde zorunlu kapasite düşüşlerini gündeme taşıyor.
Avrupa Kuraklık Gözlemevi Hidrolojik Alarm Verdi
Avrupa Kuraklık Gözlemevi tarafından paylaşılan güncel hidrolojik raporlar, nehir yataklarındaki akış rejiminin büyük ölçüde bozulduğunu doğruluyor. İsviçre Alplerinden Almanya batısına kadar inen Ren havzasında haziran ayının ilk günlerinden itibaren şiddetli hidrolojik kuraklık şartları hakim oldu.
Macaristan topraklarını boydan boya geçen Tuna Nehri haftalarca yetersiz akış sorunuyla boğuşurken, Fransa içlerindeki Loire Nehri suları haziran sonundan temmuz bitimine kadar aşırı düşük sınırında kaldı. Uzmanlar, yağış rejiminin acilen normale dönmemesi halinde sonbahar aylarında gıda tedarik zincirlerinin ve tarımsal üretimin ciddi yaralar alacağı konusunda uyarılarını sıklaştırıyor.


